Hasat Sonrası Lojistikte Hava Arıtma – Video
Bu video, “Bluezone” hava arıtma teknolojisinin hasat sonrası lojistikte nasıl uygulandığını gösterm.
Bluezone Hava Arıtma Sisteminin İçinde Neler Gerçekleşir?
Bu animasyon, Bluezone hava arıtma sistemi içerisindeki hava akışını göstermektedir.
Formaldehit, amonyak, etanol ve etilen gibi uçucu organik bileşikler (VOC’ler) içeren hava, reaksiyon odasına sağdan sola doğru girer. Görsel olarak gösterilmese de, gelen hava akışında bakteri, virüs ve mantar sporları da bulunabilir.
Reaksiyon odasının içinde, dört adet UV-C lamba ışınlanmış bir ortam oluştururken ozon molekülleri sistem içerisinde dolaşır. Animasyon, ozonun VOC molekülleriyle nasıl reaksiyona girdiğini ve istenmeyen bileşiklerin oksidasyonuna nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir.
Hava sistemden çıkmadan önce, özel olarak tasarlanmış bir katalizör kalan ozonu tekrar oksijene dönüştürür. Sonuç olarak, depolama ortamına temiz hava geri verilir.
Sistemin önemli güvenlik özelliklerinden biri, işlenen alana hiçbir ozonun salınmamasıdır. Bu özellik, teknolojiyi korunan ortam içerisindeki insanlar, hayvanlar ve ekipmanlar için daha güvenli hale getirir.
Bu teknolojinin sundukları
Bluezone, UV-C ışınlamayı ozon oksidasyon teknolojisi ile birleştirerek, daha önce ayrı yöntemlerle kontrol edilen unsurlar için entegre bir çözüm sunar:
- Etilen konsantrasyonları
- Küf sporlarının oluşturduğu kontaminasyon
- Bakteriyel koloni yoğunluğunun azaltılması
- Koku transfer
Bluezone hava arıtma teknolojisinin uygulanması ile birlikte, etilen absorbanlarına, 1-MCP gibi olgunlaşma inhibitörü uygulamalarına ve fungisitler ile diğer kimyasal ajanların kullanımına olan ihtiyaç önemli ölçüde azaltılabilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir.
Başka bir ifadeyle, bu entegre yaklaşım hava kalitesini iyileştirir ve hasat sonrası taşıma ve depolama süreçlerinde ürün tazeliğinin korunmasına katkı sağlar.
Enerji tasarrufu perspektifi
Meyve ticareti yapan işletmeler, hasat edilen ürünlerin olgunlaşma sürecini yavaşlatmak amacıyla genellikle ortam sıcaklığını minimum seviyeye indirirler. Düşük sıcaklıklar metabolik faaliyetleri azaltır ve etilen gazının oluşumu ile etkisini sınırlar.
Ancak düşük sıcaklıklar yüksek soğutma kapasitesi gerektirir ve zamanla ürünlerin nem kaybetmesine bağlı olarak ağırlık kaybına yol açabilir. Bu durumu dengelemek için depolama ortamlarında genellikle daha yüksek nem seviyeleri uygulanır. Her ne kadar bu yöntem dehidrasyonu azaltmada etkili olsa da, yüksek nem seviyeleri küf (mantar) oluşumu için elverişli bir ortam yaratır.
Bluezone hava arıtma teknolojisi, etilen gazını aktif olarak okside ederek daha dengeli bir sıcaklık stratejisine olanak tanır. Çok düşük sıcaklıklara duyulan katı gereksinim yeniden değerlendirilebilir.
Birçok durumda, konvansiyonel standartların +1°C ila +2°C üzerinde daha yüksek depolama sıcaklıkları, ürün kalitesinden ödün vermeden uygulanabilir. Bu yaklaşım ağırlık kaybını azaltır, yüksek nem ihtiyacını sınırlar ve hem soğutma ihtiyacını hem de enerji tüketimini düşürür.
Sonuç olarak, bu yaklaşım yalnızca depolama koşullarını iyileştirmekle kalmaz, aynı zamanda enerji tasarrufu sağlar ve operasyonel maliyetlerin düşürülmesine katkıda bulunur.
Bu teknolojinin operasyonlarınıza nasıl katkı sağlayabileceğini öğrenmek ister misiniz?